Haber Detayı
10 Aralık 2012 - Pazartesi 17:22 Bu haber 4486 kez okundu
 
Başkanlar’dan “Tarım” harekatı
EKONOMİ Haberi
Başkanlar’dan  “Tarım” harekatı

Serik Ziraat Odası’nda ilgili kuruluş yöneticileri ile yapılan toplantıda, çiftçilikle uğraşan kesimin, “Zor durumda” olduğu konusunda görüş birliğine varıldı.

 

Son günlerde çiftçinin yaşadığı sorunları görüşmek, tartışmak ve çözüm üretmek için Ziraat Odası Başkanlığı’nda, Başkan Mustafa Yavuz’un çağrısı üzerine Ak Parti İlçe Başkanı Ragıp Okudan, İl Genel Meclis Üyesi Sedat Karagöz, Sulama Birlikleri Başkanları Mehmet Balaban, Akif Küçük ile Yusuf Yılmaz ve Hal  Komisyoncuları Derneği Başkanı Yusuf Yılmaz’ın da hazır bulunduğu bir toplantı yapıldı. Toplantıda ele alınan konular üzerinde, ortak karar alındı.                                                                                         

                 

 

Ziraat Odası Başkanı Mustafa Yavuz başkanlığında dün yapılan toplantıda sebze fiyatlarından-sulama ücretleri, K-2 belgesi gibi konuların ele alındı. Sulama ücretlerinin çok yüksek, sebze fiyatlarının da çok düşük olduğu dile getirildi.  Ortak görüş birliğine varılan toplantıda şu konulara dikkat çekilirken, bu konuda nelerin yapılması gerektiği ve nasıl hareket edilmesi gerektiği de ele alındı.

Çiftçi kesiminin içinde bulunduğu güç koşulları bir rapor halinde Ankara’ya taşıma kararının da alındığı toplantının ardından, ortak bir basın açıklaması da yapıldı. Toplantının ardından tüm başkanların ortak görüşünü dile getiren basın açıklamasını Ziraat Odası Başkanı Mustafa Yavuz, yaptı. Başkan Yavuz imzasıyla yayımlanan basın açıklamasında, şu konulara değinildi: 

 

 

Sebze ve Meyve Fiyatları

 

“Geçen yıla göre domates fiyatlarının düşük olması üreticiyi oldukça endişelendirmektedir. Bu kadar ucuza giden domates, fide fiyatını dahi karşılayamamaktadır. Çitçimiz her geçen gün daha kötüye gitmektedir.

 

Havaların sıcak gitmesiyle yaylalardaki domatesin bitmeyeşi  ve ihracatın olmayışı nedeniyle fiyatlar çok düşmüştür. Özellikle kokteyl domates ve silor salatalık da büyük sıkıntı yaşandı.Bir haftadır biraz fiyatlarda kıpırdanma olmuştur fakat hem beklenen düzeyde olmamıştır hem de çoğu fideleri sökmüş yeni ekim yapmıştır. Maliyetin altında satış yapılması, üreticimizi çok zor duruma sokmaktadır. Girdilerin yüksek olması, sera sulamasında ticari tarife uygulanması, pazarlamada sorunlar yaşanması en büyük problemlerdendir.

 

Bir milyar doların üzerinde ihracat yapılan narenciyede de durum iç açıcı değildir.Üretici ülkelerle rekabet edilebilmesi için maliyetlerin düşürülmesi gerekiyor. Bu yıl geçen yıla göre daha az üretim beklenmektedir. Üreticimiz artan girdi fiyatlarından dolayı çaresiz kalmaktadır.Rekabet edebilmemiz için maliyetler düşürülmeli, tüm girdilere destek verilmelidir

 

Son on yıla bakarsak herkes nar yetiştirmeye geçti “narın geleceği umut” dediler. Herkes nara yöneldi üretimin fazla olması ihracatın olmamasıyla bu yıl nar üreticisi büyük hayal kırıklığı yaşadı.İç piyasa nara doydu fakat ihracat yapılamadı

Çiftçimiz bin bir zahmetle, yüksek girdi fiyatlarıyla, tabi afetlerle mücadele ederek üretmeye devam etmektedir. Verilen  destekler artırıldığında, yapısal sorunlar çözüldüğünde, Türk tarımı çok daha büyük üretim ve başarı sağlayacaktır.

 

Başta elektrik, mazot, gübre, ilaç, örtü malzemesi olmak üzere girdilerde KDV oranlarının indirilmesi en önemli beklentimizdir. Serada maliyeti etkileyen en önemli faktörlerden biri elektrik gideridir. Seralarda kullanılan elektrik ücretlerinde, ticarethane tarifesinden tarımsal sulama tarifesine geçilmelidir.

 

Sulama Ücretleri

 

Sulama ücreti üyelik aidatı, dekar başına sulama ücreti ve artezyene sayaç takam zorunluluğu getirilmesi çiftçiyi daha da zor durumda bırakmaktadır.

Orman ve su işleri bakanlığı sulama birliklerinin belirlediği ‘sulama hizmet tarifesini belirleme yetkisini” sulama birliğinin elinden alıp tek merkezden artık kendisi belirlemektedir. Zamlı tarife hem çiftçiyi hem de sulama birliklerini de zora soktu. Ayrıca kendi çabalarıyla kazdığı sondaj kuyusuna sayaç takıp, ekstra ücret alınması da ayrı bir sıkıntı doğurmuştur. Kendi çabalarıyla kuyu kazdırıp, sulama yapan çiftçiden para alınması kesinlikle doğru değil.

Sulama Birlikleri, çiftçi birlikleri olup çiftçiye kesintisiz ve ihtiyaca göre hizmet vermekle yükümlüdür. Sulama birlikleri şimdiye kadar mali açıdan düzgün bir bütçeyle yönetilmedi. Çoğu sulama birlikleri elektrik, personel  vb. borçlarını ödeyemediği, sırf seçim uğruna fiyatların düşük tutulup veya tahsilatları sıkılaştırılmadıkları için hizmetleri kesintiye uğramaktadır. Sonuçta çiftçimiz zarara uğramaktadır. Bakanlık tüm Türkiye’deki sulama birliklerinden bilgi toplayarak bölgesel olarak fiyat belirlemiştir.

Bu uygulama ile çiftçiye yüksek sulama bedeli ödeme yükümlülüğü getirilmiştir. Bakanlığın bu uygulaması sulama birliklerinin hem mali durumunu düzeltmek, hem de standartlara bağlanması açısından doğru olsa da uygulamada çok büyük sıkıntılar yaşanmaktadır. Sulama ücretlendirilmesinde gruplandırma yapılmış ve Adana, Antalya bölgesinden daha alt grupta yer almıştır. Bu sebeble Adanalı çiftçiler bizden daha az su ücreti ödemektedirler.

 

Ortak talebimiz, uygulamada değişiklik yapılma yoluna gidilmelidir. Antalya bölgesi 6. grupda yer almaktadır. En azından Adana düzeyine yani 4. gruba indirilmeli veya bütçesi tutarlı ve yıl sonu bilançosunda borcu olmayan birliklere ‰20 indirim uygulama konusunda yetki verilmelidir veya bir alt gruba inme yetkisi verilmelidir.

En başta pamuk üreticisi ki  zaten bu sene fiyatın düşük olması ile pamuk üreticisi çok zor durumda kalmıştır. Başta mazot ilaç, gübre gibi girdilerin yüksek olması nedeniyle  zarar etmiştir. Maliyetin 1 lirayı bulması pamuk üreticisini çok sıkıntıya sokmuştur. Pamuğa devlet tarafından verilecek olan prim de bir fayda sağlamayacaktır. Zaten geçen yıla nazaran ekim alanları azalmıştı, bir de sulama fiyatları artınca, seneye pamuk üreticisi kalmaz. Amerika’ya  oranla 4-5 kat fazla sulama ücreti ödüyoruz. Rekabet etme şansımız maalesef bu şartlarda mümkün değil. Biz kimseyi suçlamıyoruz. Çiftçiyi ilgilendiren tüm kesimlere çağrıda bulunuyoruz. Çiftçinin içinde bulunduğu şartlar çok ağır hep birlikte çözüm arayışına gitmeliyiz. ‘Kimse beni ilgilendirmez’ diyemez, çiftçi üretmezse ekonomi çöker insanlar aç kalır.

 

K-2 Belgesi

 

K2 belge alma zorunluluğu dört yıl önce çıkmış ve uygulamaya geçilmiştir. K2 belgesi için de bir çok defa uyarılarda bulunulmuş ve ceza 2 kez ertelenmiştir.

Fakat kanun genel çıktığı için son günlerde kesilen cezalara bakıldığında bazı vatandaşlarımızın mağdur olduğu görülmüştür. Kişi yayladaki evinden Serik’deki evine birkaç parça eşyasını getirirken, bahçesindeki 5-10 zeytin ağacından topladığı zeytini yine kendisi kullanmak üzere sıktırmak için götürdüğü sırada da ceza kesilmiştir. Yani burada ticaret söz konusu değildir. 2426 lira gibi bir ceza bu işin ticaretini yapmayan kişi için çok ağırdır.

Talebimiz uygulama tebliğini biraz detaylandırarak ticaret söz konusu olmadığı taşımalarda belge istenilmemesi ve masum vatandaşın bu uygulamadan zarar görmemesi şeklinde uygulamada değişiklik yapılmasıdır.

 

Yukarıda çiftçilerimizin durumu konusunda tespitler yapılmış olup, çözüm önerileri gerekli kişi ve kurumlara iletilmesi konusunda ortak karar alınmıştır.”

Kaynak: (DHA) - DHA Editör: Namık Kemal KILINÇ
Etiketler:
Yorumlar
Haber Yazılımı