Yazı Detayı
13 Şubat 2019 - Çarşamba 02:05 Bu yazı 203 kez okundu
 
Memleket İsterim
A. Bayar - İnsana Yolculuk
 
 

Memleket isterim

Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;

Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.

Memleket isterim

Ne başta dert ne gönülde hasret olsun;

Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Memleket isterim

Ne zengin fakir ne sen ben farkı olsun;

Kış günü herkesin evi barkı olsun.

Memleket isterim

Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;

Olursa bir şikâyet ölümden olsun. 

(CAHİT SITKI TARANCI)

   Bu ta yürekten gelen dileklere katılmamak mümkün mü? Küçücük bir çocuk masumiyetiyle, özlemini duyduğu memleketi anlatmış Cahit Sıtkı. Bunu bir çırpıda söyleyivermiş, etkisiyle başarabilmek de şairlik yeteneği gerektiriyor. Asıl başarı belki tam da budur. O an söylenivermiş izlenimi uyandıracak sadelikte ama bir o kadar derin anlamlar yüklü yazmak. Bunu ancak, gerçek sanatçılar yapabiliyor. Böyle olduğu için kıymetli birer cevherdir sanatçılar. İşte o cevherlerden bir tanesiyle merhaba demek istedim Serikli okurlarımıza. 

Cahit Sıtkı demişken Abbas şiirini anmadan olur mu hiç? Ki bu şiiriyle, geniş kitlelere ulaşabilmiştir şairimiz. Fermanlarla gençliğini aradığı bu dizelerin öyküsü çok hüzünlüdür. 

Cahit Sıtkı, askerliğini yedek subay olarak yapmak üzere birliğine gider. O yıllarda yedek subay sayısı az olduğundan, her subaya emir eri verilmektedir. Birliğine gittiğinde, bölük yazıcısından künye defterini ister. Sırayla isimlere bakarken bir isim dikkatini çeker. Abbas oğlu Abbas… Sakat eli yüzünden çürüğe ayrılmış biridir Abbas. Talim bitiminde askerin yanına gönderilmesini ister. Öğle saatlerinde kapı çalınır. Karşısında civan mert yiğit biri selam çakıp, “Abbas oğlu Abbas Emret komutan!” der. Aralarında söyle bir konuşma geçer:

-Nerelisin?
-Memleket Mardin, kaza Midyat komutan.
-Sen benim emir erim olur musun?
-Sen bilir komutan!

Askere eşyalarını toplamasını ve kendi evinin altındaki boş yere taşınmasını söyler. Zamanla askerin zekiliği ve sıcaklığından etkilenir. Abbas her sabah erkenden kalkar Cahit Sıtkı’nın tüm ihtiyaçlarını karşıdan bir istek gelmeden düşünüp yerine getirir. Zamanla aralarında komutan asker ilişkisinden daha güçlü bir dostluk bağı oluşur. Bu saf ve temiz Anadolu çocuğundaki sadakat ve temiz yürekten etkilenmiştir Cahit Sıtkı. Zaman zaman karşısına alıp dertleşir onunla ve bu Anadolu çocuğunun ruhundaki gizli şeyleri keşfeder. Akşamları rakı sofrasını kurup, en güzel kızartma ve mezeleri hazırlar Abbas. Aralarındaki duygu bağları, iyice güçlenir. Böyle bir keyif akşamında, Cahit Sıtkı sorar:

-Sen İstanbul’u bilir misin Abbas?
-Bilir komutan.
-Orada bir Beşiktaş var bilir misin?
-Bilir komutan! Ben orada acemi birlikteydim.
-Orada benim bir sevgilim var. Sen bana kaçırıp, onu getirir misin?
-Elbet komutan!

Sabah olur Cahit Sıtkı bakar ki; Abbas yeni asker kıyafetleri giymiş, tıraş olmuş hazırlanmış. Cahit Sıtkı sorar:

-Hayırdır Abbas neden böyle hazırlık yaptın?
-Ben İstanbul’a gidecek komutan!
-Ne yapacaksın sen İstanbul’da?
-Sen söyledi bana. Ben gidecek sana sevgiliyi getirecek!

Gözlerindeki hüznü ve gözyaşlarını gizlemek istercesine arkasını döner; bu mert askerin, yüreği sevgi dolu Anadolu çocuğunun samimiyeti ve sıcaklığından duygulanır. Akşam olur. Ağaç altında  sofra kurdurur ve Abbas’ı karşısına oturtur. Birlikte yer içerler ve Cahit Sıtkı o meşhur şiirini kağıda döker.

ABBAS

Haydi Abbas, vakit tamam;
Akşam diyordun işte oldu akşam.
Kur bakalım çilingir soframızı;
Dinsin artık bu kalp ağrısı.
Şu ağacın gölgesinde olsun;
Tam kenarında havuzun.
Aya haber sal çıksın bu gece;
Görünsün şöyle gönlümce.
Bas kırbacı sihirli seccadeye,
Göster hükmettiğini mesafeye
Ve zamana.
Katıp tozu dumana,
Var git,
Böyle ferman etti Cahit,
Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş'tan;
Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.

Şairlerin ülkesi özgürlüktür. Düşleri sonsuzdur. Yaşamımıza bambaşka lezzetler katarlar. Sürprizlerle doludur onlar. Kah ilk sevgiliyi çağırır, kah aya haber gönderirler. Tekinsizdirler biraz da. Olmadık bir anda, yüreğinizi alevler içinde bırakırlar. Kalakalırsınız… Ya da dostluk eliyle sımsıcak uzanıverirler tıpkı Cahit Sıtkı gibi. Memleket isterim ne zengin fakir ne sen ben farkı olsun…

A. Bayar - Bir Garip Orhan Veli yazısı için tıklayın...

 
Etiketler:
Yorumlar
Haber Yazılımı