Yazı Detayı
09 Ağustos 2019 - Cuma 14:04 Bu yazı 159 kez okundu
 
Murtazam Benim
Ali Oğuz Kehya
 
 

                                                                           (16 Mart 1990)

Atatürk’ün bu yıl ilçemize gelişinin 60. Yılını parlak törenlerle kutladık desem, yalan söylemiş olurum. 9 Mart günü Atatürk’ün gelişinin 60. Yılı bundan dokuz yıl evvel ilk defa gelişini kutlayışımızda ilden vali, yüksek rütbeli subaylar, il, ilçe memur ve amirleri, il belediye bandosu gelmişti. Gün geçtikçe günlüğünü yitiren böyle kutlamalarda bu yıl göstermelik niteliğinde sadece asillerin yerine vekiller iştirak ettiler.

                  O gün ilk aklıma geliveren Nadir Nadi’nin “Ben Atatürkçü değilim” kitabı ile Oktay Akbal’ın “Atatürk yaşadımı” kitabı oldu.

                  Oktay Akbal’ın “Atatürk yaşadımı” kitabı birbirininden ilginç yetmiş başlıktan oluşuyor.

                  Bir zamanlar milletvekili Osman Yüksel (Serdengeçti)in bir siyasi konuşmasını gazetemde yazmıştım da günlerce ağır ceza mahkemelerinde yargılanmıştım. Neyime gerek Murtazam. Atatürk nasıl karşılanırsa karşılansın bana ne. Bak Oktay Akbal abimiz “Atatürk Yaşadımı” kitabının arka kapağında şöyle yazıyor:

                  “Atatürk Yaşadı mı? Canım, sorulacak soru mu bu da” diyenler çıkabilir. Ama Atatürk’ün bütün yaşamı boyunca ülkesini çağdışı bir yoldan çevirip gerçek uygarlığa, halk sevgisine ve kurtarıcı us yoluna götürmek için harcadığı insanüstü emeği ve bu yolda elde ettiği başarıları tümüyle bir yana iterek kişisel çıkarlarını korumak ve çoğaltmak için yaşadıkları yurda ihanet etmekten çekinmeyen bunca açgözlü politikacının, Ata’nın büyük eserine birbirleriyle yarışırcasına yaptıkları saldırıları gördükçe insanın gerçekten bu soruyu sormak geçmiyor değil aklından. Atatürkçü bir yazar ve edebiyatçı olan Oktay Akbal bu sürükleyici kitabında size Atatürk’ün anısını ve devrimlerini yıkmak için gösterilen çabalar sonucu gelişen tehlikeli ortamı anlatıyor” diyor.

                  İşte böyle Murtazam. Şu son Eylül harekatından sonra her köşe bucak Atatürk’ün heykelleri ile doldurulurken, Atatürk’ün gözü, kulağı, her şeyi T.D.K., CHP, İş Bankası’ndaki CHP’ye vasiyeti ortadan kaldırıldı. Bazı milli bayramlar yok edildi. Ayıp olur nedeni ile tekrar milli bayram yapıldı.

                  Murtazam çok yazacak yazılarım var, var ama Zeytin tepesindeki “huzur evi”me başladım. Üç yirmi yaşımın son günlerini huzurlu yaşamak istiyorum.

                  Pazartesi günü Antalya Devlet Güzel Sanatlar Galerisinde Hakkı İnan dostum yağlı boya resim sergisi vardı. Eline sağlık altmışı aşkın tablolarını herkesin görmesini isterdim doğrusu. Hakkı İnan 1926 Kastamonu doğumlu. Havva Makinist Okulu mezun olan Hakkı beyin eserleri tamamen doğadan olup, yurt içinde gerek karma ve gerekse kişisel birçok yerde sergilenmiştir.

                  Kinimiz içtik, kinimiz ger zamanki gibi dedi kodu ettik. Bu arada bazı dostlarla da buluşma olanağımız oldu. Esen Hoca’mız rahatsız. Benim için üzücü oldu. Bunun yanı sıra eski dost Yunus Yaşar’la buluştuk. Yeni şiir kitabını hediye etti. Hep aynı Yunus, konuşacağı hep sanat üzerine. Yeni bir dergi çıkaracaklarmış, hoşuma gitti. Yunus Yaşar’ın diğer şiir kitapları yanında son satışa çıkardığı “güle bezedik acıları” şiir kitabı “Aydın Kitabevi” tarafından basılmış olup 27 şiirden oluşuyor. Birbirinden güzel şiirlerden,

  BİRAZCIK SEVGİ BULUNDUR KÖŞENDE

birazcık umut bulundur köşende

bakarsın ayrılık işareti oluverir

alnına kondurduğum son öpücük

gitti gelmez trenlerinde

                                    bulamazsın izimi

kollarımda sevk zinciri

hangi çıkmaz sokakta

duldasında memleketin

metin olmak zor gelirse bir gün

umut direncin olsun yüreklerinde.

Diye bitiyor. Yunus dostum eline sağlık derlen, 17 Nisan’da karanlığa yumruk atanlarla Antalya’da buluşalım. Murtazam tüm dostlara selam.

 
Etiketler: Murtazam, Benim,
Yorumlar
Haber Yazılımı